Ya Filistinli yada İsrail ne fark eder
Efkar basınca şiir yazarız, yada ıslık çalarız.
Görenler ne güzel şair yada ıslık çalar der
Buda başkaların bizi mutlu görmesidir.
Saçlarım karaya çalar senin efkarında.
Göreceli bir hayat, iki dudak arasında cellat
Maviye çalan bir gece yada bir azda hayat.
Aşklarımız ve korkularımız işkal altında
Ne aşık olabildik ne de korka bildik
Buda güzel be, birader göreceli bir hayat.
Hayatımız başkasına özenmek ile kaimdir.
Yada benzeyenlerin benzeyişine hayret etmekle.
Hayret
Kutsal kitaplar karşısında hayrete düşeriz
Ne güzel ve hayat fışkırıyor be deriz
Tıpkı alçak bir dalda düşüşü gibi
Kalkar kalmaz hayretlerimiz gider.
Ya tapınaklarımıza, yada özenişlerimize Yaslanırlar.
Çarpar yüzümüze dünyanın kindar laneti
Şehvetimizi saklarız, başkasın da ödünç alırız
Ne kadar da güzel olduğumuzu görsünler diye
Hayatı ve hayreti
Kimse görmese sevişiriz. Gören olsa duvara karşı dua ediyor
Ya Filistinli yada İsrail ne fark eder
Ben yaratanı tanıyorum çünkü beni yaratı!
Ama sıfatlarının ikan edici olasını okumalıyım
Ya sözlerde yada şualarda
Desem acaba ? buda bir soru işreti olur hayret sahrasında.
Aşklarım; inançlarıma küstüler ama beli etmemek için beş kez yakınırlar
ya sabah yada yatsıda önce.
Korkularım şimdi özleme dönüştüler
Koyuda kalan kardeşime hasret kaldım
Hangi bezirgana satsam hainliğimde var
Yada ölmesin yaşasın.
İtaat ederse yaşasın
Hayat ve hayret kıskançlıkla başlar
Ben kıskanırım hata bunu severim
Kıskanmayanlara inanmam
Bana yer vermiş olur onun koyusu
Kendime dünyada bir makam bir de şöhret
Kazanmış olurum, kim kaçar kazançta
Nesli beli olan bir peygamberde.
O zaman herkes girer benim cüzdanıma
Kendi ağırlıklarını taşırlar kendi bedenlerinde
Mütevazi ve fedakardırlar.
Beni taşırlar kendi hafifliklerinde.
Hayat bir kusmaksa dişlerime kadar
Yükselsin.
Vazgeçmeyeceğim
Aslında alışkanlıktır istesem de olmuyor
Hayallerimin morfini ve gücü alışkanlıklarım
İşte size hedef ve bir tüfe kür okçular tepsinde ganimet
İniyoruz o yüce tepede ganimete
aslında kardeşlerimi kıskanıyorum bekleseydim ya
buda tarihtir okçular sermayesine
süslü ve bereketli kelimler, kardeşlik kayıtlarına
buda geçiyor şehvet kokuyorlar,
Tapınaklarım
Asri sadet’e kim hangi ayet karşısında hayret eti
Sonra ne oldu?
Bu acıyı da yutarım.
Ne kadar hainmişim ki hiç düşmanım yokmuş.
Ben düsturu Ciddeli af etmişim.
Dostların yüce afine ermişim
Tanrılar uzun sevişimden hazlarını kusarlar
Ve sonra’da yeni sanrılarına peşine düşerler.
Kaypak bir çamurda yaratılmış tanrılar
Kendi görkemlerin şehvetine kapılıp
Denizleri yangına verirler.
Ne Koku ve boya! bazen da cünüp bir dua’ya amin derler.
Burunlar tıkalıdır, gözleri sevecen bir namludurlar.
İlk hedefte vururlar. Fahişlerini ve kalpazanları
Ve sonra yine aitlerin peşine düşerler.
Yıkımlar ve yalnızlıklar ve sevişimler
Her şey şehvetin giderdiğinde, bir günah olur
Ağzım şehvet kokarken, bir rahip gibi bastırırım
Dünya da bir cennet köşkünü satmaya
Kendi cennetimde bir cennet tıpkı şehrin kızları gibi
Yaşlılar çirkinler hepsi bir arada bir panayırın ortasında.
Günahları satarlar, sevapları güneşe tutarlar
Bir az çekici bir azda ………...
Kardeşlerim kardeşler cennet bende değil
Sizler bende satın almaya kalkışmayın
Sizleri aldatırım.kendinizi aldattığınız gibi
Mabetler de ayrı mabutlarda ayrı.
Bu pazarda
Ne Yusuf olursunuz nede züleyha
İmajınızı ve takvanızı, bazen yırtık ve yama
Ben bir tanrı değilsem neden saçlarınızı tarıyorsunuz.
Sanrılarınız beni ürkütmüyor. Sizi ürkütüyor.
Ne kadar hainmişim ki hiç düşmanım yokmuş.
0 yorum yazılmıştır