haykırmak

14/7/2009

Ya Filistinli yada İsrail ne fark eder

Efkar basınca şiir yazarız, yada ıslık çalarız.

Görenler ne güzel şair yada ıslık çalar der

Buda başkaların bizi mutlu görmesidir.

Saçlarım karaya çalar senin efkarında.

 Göreceli bir hayat, iki dudak arasında cellat

Maviye çalan bir gece yada bir azda hayat.

  Aşklarımız ve korkularımız işkal altında

Ne  aşık olabildik ne de korka bildik

Buda güzel be, birader göreceli bir hayat.

Hayatımız başkasına özenmek  ile kaimdir.

Yada benzeyenlerin benzeyişine hayret etmekle.

 Hayret

Kutsal kitaplar karşısında  hayrete düşeriz

Ne güzel ve hayat fışkırıyor be deriz

Tıpkı alçak bir dalda düşüşü  gibi

Kalkar kalmaz hayretlerimiz gider.

Ya tapınaklarımıza, yada özenişlerimize Yaslanırlar.

 Çarpar yüzümüze dünyanın kindar laneti

Şehvetimizi saklarız, başkasın da ödünç alırız

Ne kadar da güzel olduğumuzu görsünler diye

Hayatı ve hayreti

Kimse görmese sevişiriz. Gören olsa duvara karşı dua ediyor

Ya Filistinli yada İsrail ne fark eder

Ben yaratanı tanıyorum çünkü beni yaratı!

Ama sıfatlarının ikan edici olasını okumalıyım

Ya sözlerde yada şualarda

Desem acaba ? buda bir soru işreti olur hayret sahrasında.

Aşklarım; inançlarıma küstüler ama beli etmemek için beş kez yakınırlar

ya sabah yada yatsıda önce.

 Korkularım şimdi özleme dönüştüler

Koyuda kalan kardeşime hasret kaldım

Hangi bezirgana  satsam hainliğimde var  

Yada ölmesin yaşasın.

İtaat ederse yaşasın

Hayat ve hayret kıskançlıkla başlar

Ben kıskanırım hata bunu severim

Kıskanmayanlara inanmam

 

Bana yer vermiş olur onun koyusu

Kendime dünyada bir makam bir de şöhret

Kazanmış olurum, kim kaçar kazançta

Nesli beli olan bir peygamberde.

O zaman herkes girer benim cüzdanıma

Kendi ağırlıklarını taşırlar kendi bedenlerinde

Mütevazi ve fedakardırlar.

Beni taşırlar kendi hafifliklerinde.

Hayat bir kusmaksa dişlerime kadar

Yükselsin.

Vazgeçmeyeceğim

Aslında alışkanlıktır istesem de olmuyor

Hayallerimin morfini ve gücü alışkanlıklarım

İşte size hedef ve bir tüfe kür okçular tepsinde ganimet

İniyoruz o yüce tepede ganimete  

aslında kardeşlerimi kıskanıyorum bekleseydim ya

buda  tarihtir okçular sermayesine

süslü ve bereketli kelimler, kardeşlik kayıtlarına

buda  geçiyor şehvet kokuyorlar,

Tapınaklarım

Asri sadet’e kim hangi ayet karşısında hayret eti

Sonra ne oldu?

 

 

 

 

 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                   Bu acıyı da yutarım.

Ne kadar hainmişim ki hiç düşmanım yokmuş.

Ben düsturu Ciddeli af etmişim.

Dostların  yüce  afine ermişim  

Tanrılar uzun sevişimden hazlarını kusarlar

Ve sonra’da yeni sanrılarına peşine düşerler.

Kaypak bir çamurda yaratılmış tanrılar

Kendi görkemlerin şehvetine kapılıp

Denizleri yangına verirler.

 Ne Koku ve boya! bazen da cünüp  bir dua’ya amin derler.

Burunlar tıkalıdır, gözleri sevecen bir namludurlar.

İlk hedefte vururlar. Fahişlerini ve kalpazanları

Ve sonra yine aitlerin  peşine düşerler.

Yıkımlar ve yalnızlıklar ve sevişimler

Her şey şehvetin giderdiğinde,  bir günah olur

Ağzım şehvet kokarken, bir rahip gibi bastırırım

Dünya da bir cennet köşkünü satmaya

Kendi cennetimde bir cennet tıpkı şehrin kızları gibi

Yaşlılar çirkinler hepsi bir arada bir panayırın ortasında.

Günahları satarlar, sevapları güneşe tutarlar

Bir az çekici bir azda ………...

Kardeşlerim kardeşler cennet bende değil

Sizler bende satın almaya kalkışmayın

Sizleri aldatırım.kendinizi aldattığınız gibi

Mabetler de ayrı mabutlarda ayrı.

Bu pazarda

Ne Yusuf olursunuz nede züleyha

İmajınızı ve takvanızı, bazen yırtık ve yama

Ben bir tanrı değilsem neden saçlarınızı tarıyorsunuz.

Sanrılarınız beni ürkütmüyor. Sizi ürkütüyor.

Ne kadar hainmişim ki hiç düşmanım yokmuş.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »